Altun: Demokratik siyaset için hakikat temelli iletişim şart


0
1 share

“21. Yüzyılda Siyaset ve Yeni Açılımlar Forumu” nda söz alan Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Prof. Dr. Fahrettin Altun, “Bu dönemde içinde bulunduğumuz en büyük krizlerden biri de ‘hakikat krizi’. Ancak hiç kuşkusuz hakikat temelli bir iletişim, demokrasinin olmazsa olmazıdır. Yaşadığımız dönemi bir taraftan küresel belirsizlik çağı olarak ifade ediyorsak, diğer taraftan da hakikatin krize girdiği bir dönem olarak ifade etmeliyiz.” dedi. 

sosyal politik + 21. yüzyılın hızla değişen paradigmaları içerisinde Türkiye ve tüm insanlığın geleceği için yeni, alternatif fikirler üretmek amacıyla uzmanlıkları itibariyle ulusal ve uluslararası çok sayıda ismi bir araya getiren “21. Yüzyılda Siyaset ve Yeni Açılımlar Forumu” önümüzdeki dönemde Türkiye ve dünya gündemine yön verecek güncel siyasi tartışmaları, geniş bir dinleyici kitlesinin de katılımıyla İstanbul’da masaya yatırdı. AK Partili siyasilerin yanı sıra 23 farklı ülkeden uzman sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve akademisyenlerin yer aldığı forumda, siyaset felsefesi ve küresel siyasetin karşı karşıya kaldığı sorunlar üzerine çalışmış düşünür, akademisyen ve siyasetçiler bir araya geldi. “Dijital Çağda Siyaset ve Medya” başlıklı forumun moderatörlüğünü üstlenen Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Prof. Dr. Fahrettin Altun, içinde bulunduğumuz çağı ‘belirsizlikler çağı’ olarak niteledi. Altun sözlerine şöyle devam etti: “Demokratik bir siyaset için dezenformasyondan arınmış bir kamusal alana ihtiyacımız vardır. Zira bu alan, aynı zamanda doğru bilgi ile vatandaşların demokratik siyasete katılımının önünü açan bir unsurdur. Bu nedenle hakikat temelli bir iletişim demokratik siyasetin olmazsa olmazıdır. Aksi demokrasi düşmanlığıdır, aksi siyaset düşmanlığıdır, aksi vesayetin tahkim olunmasıdır. Bu noktada baktığınızda uluslararası alanda da bölgesel alanda da ulusal alanda da bu tür yaklaşımlar ne yazık ki barışa değil, istikrarsızlığa hizmet etmişlerdir. Bu dönemde içinde bulunduğumuz en büyük krizlerden biri de ‘hakikat krizi’. Ancak hiç kuşkusuz hakikat temelli bir iletişim, demokrasinin olmazsa olmazıdır. Yaşadığımız dönemi bir taraftan küresel belirsizlik çağı olarak ifade ediyorsak, diğer taraftan da hakikatin krize girdiği bir dönem olarak ifade etmeliyiz. Her küresel belirsizlik ortamının hakikat sonrası döneme etkisiyle beraber, modern siyaset uluslararası bir krizle karşı karşıyadır. Bu forum bu krizin aşılmasına uluslararası alanda bir katkıda bulunacaktır.”

Prof. Dr. Avşar: Dezenformasyonla mücadele yasası önemli bir boşluğu doldurur

Paneldeki konuşmacılar arasında yer alan Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Zakir Avşar, vatandaşların internete sağlıklı bir şekilde erişimini sağlamada devlete önemli sorumluluklar düştüğüne vurgu yaptı. Avşar, Uzun süredir internete erişim konusu, ‘Bir temel hak mıdır, ya da insan haklarından biri midir?’ şeklinde bir düzlemde tartışılıyor. Her iki durumda da devletlerin bireylere karşı yükümlülükleri olduğu kesin. Devletler internet erişim alt yapısını sağlamak, bu alt yapıyı sürdürülebilir kılmak ve veri güvenliğini de sağlamak zorundadırlar. Eskiden geleneksel medyada ‘eşik bekçileri’ vardı. Bu medyadaki dezenformasyonu engelleme konusunda nispeten daha etkiliydi. Ancak günümüzde bu anlamda bir hukuki alt yapıya ihtiyaç var. İnsanlar özgürlük peşinde koşarken, telafisi etmekte zorluk çekeceğimiz bir noktaya gelmemek için hukuki düzenlemelere ihtiyacımız var. Kamu otoritesi ve bireyler dezenformasyonla mücadelede dayanışma içerisinde olmalı. Medya okuryazarlığı konusu bu noktada çok önemli. Meclisimizde kabul gören dezenformasyon ile ilgili yasa bu bakımdan Türkiye’de çok önemli bir boşluğu doldurdu.”  dedi.

Dr. İdil Osman: Batı, insanlara adeta bir etiket yapıştırıyor 

SOAS University of London Öğretim Üyesi Dr. İdil Osman da dünyada popülist ve aşırıcı bir siyaset anlayışının ana akım haline geldiğini ifade ederek, “Dünyanın her yerinde insanlar ne kadar mağdur olursa olsun, batılılar bu insanları nasıl göstermek isterse, medya da o şekilde aktarıyor. Batı insanlara adeta bir etiket yapıştırıyor. Mesela yoksulluk Afrika’nın sorunu gibi etiketler yapıştırılıyor.

Geçen hafta bir beyaz kişi, mültecilerin yaşadığı bir oteli patlattı. Ama o saldırı bir İngiliz terörizmi olarak basında yer bulmadı. Ruhsal sorunları, ailevi sıkıntıları ağırlıklı olarak yansıtıldı. Eğer söz konusu kişi farklı bir renkten olsaydı, bu saldırı terörizmle bağdaştırılırdı. Dijital medya bir avuç beyazların elinde ve bununla mücadele etmek kolay değil” tespitinde bulundu

Prof. Dr. Çıtıpıtıoğlu: Medyada hız hakikatin önüne geçmeye başladı

Dijital medyanın kültürel sınırları sürekli değiştiren ve etkileyen bir unsur olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Ayşegül Komsuoğlu Çıtıpıtıoğlu, “Sosyal medyada sürekli bir bilgi akışı var. Eskiden biz bilgiye ulaşmak bir çaba içerisine girmek zorundaydık. Oysa bugün bilgiye ulaşmak daha da kolaylaştı. Çoğu zaman hiçbir süzgeçten geçmeden, bu bilgi bize direkt ulaşıyor. Dijital platformların konuşmaya, tartışmaya sağlıklı bir zemin hazırlaması çok önemli. Demokratik bir kamusal alanın, ancak iletişimin sağladığı bir güçle var olduğunu mutlaka hatırlamamız lazım. Ancak maalesef medyada iyi haberden çok, duygulanım yapan haberler daha çok dikkat çekiyor. Bu duygulanım daha hızlı ve bu hız ‘hakikatin’ önüne geçiyor.” dedi

 

Prof. Dr. Yüksel: Dijital dünyada terörle mücadelede ortak çaba geliştirilmeli

 

Dijital medyada terör tehdidinin ciddi boyutlara ulaştığına dikkat çeken İstanbul Üniversitesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Cüneyt Yüksel de “Terör örgütleri dijital medyayı taraftar kazanmak için etkin bir şekilde kullanma çabası içindeler. Dijital medya radikalleşmenin meydana geldiği tek mecra değil ama burada yaygınlaşmış durumda. Terör örgütleri sosyal mecraları kullanıyor ve bizler de bunlarla mücadele etmek zorundayız. İnternet ve sosyal medya kullanımının pek çok faydası olsa da, bu platformların terörist platformlar tarafından propaganda ve kışkırtma amaçlı olarak kullanıldığını da görüyoruz. Teröristlerin suçu övme, örgütlenme gibi konularda sosyal medyayı çok etkin bir şekilde kullanmaya çalıştığını görüyoruz. Bizler bu yapılarla savaşmak zorundayız. Dijital dünyada terörist faaliyetleri engellemek için yeni bir anlayış geliştirmeliyiz. Bu konu uluslararası toplumun tamamını ilgilendiriyor. Bu konuda devletlerin, bireylerin ve teknoloji şirketlerinin ortak bir çabada bir araya gelmesi gerekiyor.” şeklinde konuştu.


Like it? Share with your friends!

0
1 share

What's Your Reaction?

Karışık Karışık
0
Karışık
Başarısız Başarısız
0
Başarısız
Haha Haha
0
Haha
Geek Geek
0
Geek
Iyy Iyy
0
Iyy
lol lol
0
lol
Aşk Aşk
0
Aşk
omg omg
0
omg
win win
0
win

0 Comments

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.