Çin, İnsan-hayvan deneylerinin merkez üssü


1
2 shares, 1 point

sosyal politik + Her ne kadar ABD Başkanı Donald Trump, dünyayı saran covid-19 salgınının sorumlusunun Çin olduğunu iddia etse ve her söze başladığında ‘Vuhan virüsü’ dese de, aslında dünyayı saran pandeminin gerçek suçlusu olan Amerika’nın rolünü gizlemeye çalıştığı gün gibi ortada. Vuhan’daki viroloji laboratuarında gerçekleştirilen deneylerin ana sponsoru ABD iken, Trump,kuru gürültüsü ile aslında Batı’nın kirli yüzünü de yansıtıyor.

Gerçek şu ki, Batı para verir, Çin virüsü üretir, Afrika acısını çeker.

Bu kez beklenmedik bir durum oldu ve kontrolden çıkan virüs  konformist Batı’yı da tehdit etti. Her ne kadar ölenlerin kronik hastalar ve yaşlılar olması toplumsal bir ‘arınma’ gibi işlev görse de, göstermelik suçlamalar, kaynak aktarımları ile kızgın ve endişeli grupların tepkisini dindirmeye yönelik adımlarla aslında bir sosyal bir manipulasyon gerçekleştiriliyor.

Trump’ın kızgınlığı virüsün ‘imal edilmesi’ değil-zaten parasını kendisini veriyor- kızgınlığın nedeni Çin’in beceriksizliği sonucu gelip ABD’yi ‘hazırlıksız’ vurmuş olması. Virüs bugün olmasa yarın tüm dünyayı yine saracaktı. Hazırlıksız olmaktan kasıt aşının bulunmamış olması değil, ABD’de seçimlerin yaklaşıyor olması. Trump’ın saçma sapan bir virüs yüzünden koltuğunun sallanması, üstüne üstlük Rusya ve Suudi Arabistan arasındaki petrol savaşının kaybedeninin daha çok Amerikalı yatırımcılar olması başını ağrıttı. Gerçi ABD senatosu üyeleri başta olmak üzere vaktinde istihbarat sağlayan para manipulatörleri çoktan hisse senetlerini satmış ve yükü ufak-tefek yatırımcılara fatura etmişti.

Peki ABD ve Batılı ülkeler neden Çin ve bazı eski doğu bloku ülkelerinde  biyomedikal laboratuarlara para akıtıyor?Özellikle insan-hayvan deneylerinin de yer aldığı tartışmalı biyomedikal bilimlerle ilgili araştırmalara aktarılan maddi kaynağın altında, gelişmekte olan ülkeleri ilaç endüstrisine mahkum etmek yatıyor.

ÇİN DENEYLERİN MERKEZ ÜSSÜ

2014 yılında dünyayı saran akut solunum sendromu ‘SARS’ ın kaynağı da görünüşte bir ‘kediden’ insana geçen bir virüstü. Amerika ve Avrupa’daki biyomedikal merkezler gerek toplumsal baskı gerekse varolan hukuki kısıtlamalar nedeniyle ‘ahlak dışı’ araştırmalar için yeterli alan bulamıyor. Çin gerek kültürel, gerekse baskıcı yönetim anlayışı nedeniyle bu tür insanlık dışı araştırmalar için merkez bir üs olarak oldukça rahat hareket etme imkanına sahip. Çin’deki yasal boşluklar,  özellikle kimerik araştırmalar için Amerikalı ve Avrupalı bilim adamlarının iştahını kabartıyor.

Çin Bilim Akademisi Kunming Zooloji Enstitüsü geçtiğimiz Temmuz ayında ilk insan maymunu kimerasını oluşturduğunda, projenin başındaki kişi,  San Diego’daki Amerikan Sağlık Enstitüsünden  Prof. Juan Carlos  İspisu Belmonte idi. Bu raporlar İspanyol Gazetesi El Pais’te yayınlandı  Amerika’da insan-maymun embriyoları oluşturmak için yapılan çalışmalara fon sağlamak yasaklanırken, Kanada’da insan dışı kök hücreleri insan embriyolarına koymak da ceza gerektiren bir suç olarak tanımlanıyor. Bu nedenle Çin, Batı ülkeleri tarafından yasaklanan her türlü tehlikeli ve ahlak dışı araştırmaların merkez üssü haline gelmiş durumda. İspanyol, Amerikalı ve Çinli bilimadalarının oluşturduğu ekip sadece bir insan-maymun kimerası yaratmakla kalmadı, Prof. Belmonte geçmişte bir insan-domuz embriyosu yarattı. Geçtiğimiz yılın Aralık ayında ise Pekin’de bir grup araştırmacı domuz maymunu kimerası  terimini literatüre kazandırdı. Bu tür araştırmalar elbette ‘insanlığın’ geleceği  için atılmış önemli adımlar olarak kamuoyuna lanse ediliyor. Milyonlarca organ nakli bekleyen insanlar için bu araştırmalar bir ‘umut’ olarak lanse ediliyor.

Şimdi sırada Alzheimer araştırmacıları bir adım daha ileri giderek maymunlara insan beyni nakletmek için insan maymun kimeralarını kullanmayı tartışamaya açtılar. Nisan 2019’da Çinli araştırmacılar maymun embriyolarına insan beyni gelişimi için kritik bir insan geni yerleştirdiler Bazı bilim adamları insan beyninin insanın nörolojik bozukluklarını incelemek için hipokampus gibi büyük bölümlerinin taamen insan kaynaklı olmasını insancıllaştırmayı (!) öneriyorlar. Şimdi asıl soru şu: İnsan-hayvan hibriti, bilinçli bir insan geliştirildiğinde kimerik bir eyin daha az maymun ve daha fazla insan olmaz mı? Kanadalı Nöroloji Profesörü Judy İlles, bu araştırmaya, ‘Neden bir maymunu insanlaştıralım? O halde deney yapılacaksa sadece insanlar üzerinde deney yapalım, insanlaştırılmış bir maymun üzerinde yapmamıza gerek yok’ diyerek söz konusu  araştırmaya tepki gösteriyor.

Bu arada Bill ve Melinda Gates Vakfı’nın insanın bağışıklık sistemini çökerten HIV ve Hepatit C virüsü için aşı geliştirmek üzere ‘insancıllaştırılmış’ bir kimerik fare modeli geliştirilmesi için Pekin Üniversitesi’ne fon sağladığını da hatırlatalım.

Bu yazıda dış politika ve güvenlik politikası analisti, Christina Lin’in makalesinden faydalanılmıştır.


Like it? Share with your friends!

1
2 shares, 1 point

What's Your Reaction?

Karışık Karışık
0
Karışık
Başarısız Başarısız
0
Başarısız
Haha Haha
0
Haha
Geek Geek
0
Geek
Iyy Iyy
0
Iyy
lol lol
0
lol
Aşk Aşk
0
Aşk
omg omg
0
omg
win win
0
win

0 Comments

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.